MENÜ
- Yönetim Kurulu
- Dernek Kurucusu
- Üyeler
- Vefat Eden Üyeler
- Şehitlerimiz
- Belediye Başkanı
- Muhtarlar
- Okul Müdürleri
- Öğretmenlerimiz
- İlk Okul Mezunları
- Orta Okul Mezunları
- Efsaneler
- Şiirler--Yazılar
DUYURULAR

500 yıllık bir geçmişe sahip olan Yassıören’in geçmişinin tam olarak ortaya çıkarılabilmesi için, yazılı bilgi kaynaklarının yanı sıra, günümüze kadar ulaşabilen kalıntılarında incelenip değerlendirilmeleri gerekir.
Günümüze kadar ulaşan başlıca kalıntılar şunlardır:
- YASSIÖREN HÖYÜK
Bilindiği gibi Yassı ören antik TYMANDOS (Tumandos) kentinin yıkıntıları üzerine kurulmuştur. Bu bölgeye ilk yerleşmenin Höyük’te olduğu tartışma götürmez.
Halk arasında İKİZ HÖYÜK, ya da yalnızca HÖYÜK olarak anılan bu kalıntı, Yassıören’in 1 km kuzeyinde, Papa (Hipofaros) cayı kıyısında, bağlar içinde yer alır.Özel bir mülkün içindedir. Giren çıkan belirsizdir. Birkaç kez kaçak kazı yapıldığı duyulmuştur. HÖYÜK 50x50 m. Boyutlarında 7 m. Yüksekliğindedir.Üzerinde bol miktarda çanak- çömlek kırıntıları vardır. Bu çanak çömlek kırıntılarını inceleyen arkeologlar buranın erken tunç çağına kadar uzanan bir yerleşme olduğunu belirtmektedirler. Höyük açılmadığı için kaç yerleşme katı olduğu bilinmemektedir. HÖYÜK, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 22.5.1990 gün ve 760 sayılı kararıyla 1 derece arkeolojik sit olarak tescil edilmiştir.
- TOPRAKTEPE
Topraktepe, Yassıören’in 2 km doğusunda, DELİPINAR mevkiinde, Senirkent- Isparta karayolunun hemen kıyısında bulunan bir yerdir.
Bir su kaynağının başında bulunan TOPRAKTEPE’de 7-8 mağara ile iki tümülüs vardır.
Mağaralardan özellikle, “GÖZDE İNİ” olarak bilineni mutlaka incelenmelidir. Belki de Höyük’tekinden daha eski yerleşme izlerine rastlanabilir.
TOPRAKTEPE’deki iki tümülüsten birinde Yassıören köylülerince 1962 yılında bir kaçak kazı yapılmıştır. Bu kaça kazının öğrenilmesiyle Müzeler Genel Müdürlüğü olaya el koymuş ve Senirkent’li arkeolog Kemal Turfan kaçak kazıda ele geçen kabartmaları alarak Senirkent Turan İlkokulu bahçesine getirmiştir. Bu yapıtlar yıllarca Turan İlkokulu bahçesinde sergilendikten sonra, 1995 yılındaki sel felaketi sırasında , düzensiz ve özensiz olarak buradan alınıp Senirkent Halk Kütüphanesi bahçesine yığılmıştır.Halen burada gelişigüzel bir biçimde yığılı olarak durmaktadır. Isparta Müze Müdürlüğünce buradan alınıp değerlendirilerek , Isparta Müzesinde sergilenmesi çalışmaları sürmektedir.
TOPRAKTEPE’den çıkan kabartmalar arasında en ilginç olanı iki stel arasında duran bir sfenkstir. Sfenks, üçgen alınlıklı, yumurta ve inci kabartmalar altında , taranmış saçlarıyla, insan başlı, kanatlı ve aslan vücuduyla tarihten günümüze bakmaktadır.
Arkeolog Kemal Turfan, sfenksin Anadolu Medeniyetleri Müzesinde bulunan , Karkamış’tan getirilen sfenksin eklentilerini taşıdığını, ancak ondan sonralara ait olduğunu bildirmektedir.Mudanya Daskyliun öreninde bir benzerinin bulunduğunu söylüyor.
Prof.Dr Thomas Drew BEAR ise, bu sfenks ve stellerin MÖ.IV yüzyıl Arkaik dönemine ait olduğunu belirtiyor.
- AYAZMA(na)
Yassıören halkının Ayazmana olarak söylediği AYAZMA, Yassıören’in 1 km. güneydoğusunda, Gölcük Dağı’nın kuzey eteklerinde yer alır.
Ayazma’ da eski ve yeni Anadolu Halklarının kutsal saydığı bir su kaynağı vardır. Kaynak, tonozlu bir tarihi yapının içinden bir koridordan geçerek dışarı çıkmaktadır. Başında yaşı saptanamamış anıtsal bir çınar ağacı vardır. Daha aşağılarda Zekeriya Baba Türbesi, anıtsal ağaçlar, ve Roma, Bizans dönemlerinden birkaç taş yapıt kırıntıları bulunmaktadır.
Ayazma çok eski zamanlardan beri kullanılan bir yerdir.
Ramsay, Latince yazıta göre, putperestlik devrinde burada Hercule Restitutoria tapıldığı ileri sürülmüştür.Kanıt olarak gösterdiği yazıt şöyledir:
Herculi Restitori C.Julius Hilario
W.Ruge, Ayazmanın antik çağlardan beri kutsal bir yer olduğu görüşüne katılıyor, fakat Herakles’e tapıldığını kabul etmiyor. Tymandos’ta başka tanrılara tapılmadığını belirtiyor.
Ayazma, Hıristiyanlık döneminde de kutsal yer olma özelliğini sürdürmüştür. Tymandos’un bir piskoposluk merkezi olmasının bu kutsallığın sürdürülmesinde bir rolü olup olmadığını bilinmemektedir. Ancak başka bir piskoposluk merkezi olan Uluborlu’daki Rumlar 1922 yılındaki mübadeleye kadar yılda bir kez Ayazma’yı ziyaret ederlerdi. Uluborlu Rumları 4 saatlik bu yolu, Uluborlu- Senirkent- Akkız Çeşmesi- Irmakbaşı- Ayazma güzergahından hayvanlarıyla ve yaya olarak geçerek günübirliğine buraya gelirler, yiyip içip ibadet ettikten sonra Uluborlu’ya dönerlerdi. 30-40 yıl öncesine kadar Senirkent’ten Ayazma’ya gelenlerin kullandığı bu yol artık kullanılmıyor.
Ayazma, Müslümanlık döneminde de kutsal bir yer olarak kalmıştır.
Bektaşi Dedesi, Zekeriya Baba burada yatmaktadır. Türbesi ve mezarlığı vardır. Türbenin bahesinde çok ender görülen bir anıt ağaç vardır. Adı efsanelere karışmış bu ağaç halk diliyle PIYNAR, ÇALI denilen bir “Pırnal Meşesi” dir. Yaşı hesaplanamamaktadır. Bilindiği gibi çalı Akdeniz ağacı olup fazla büyümez , bodur kalır. Bu çalının yaşını saptanarak koruma altına alınması ve anıt ağaç ilan edilmesi gerekir. Ayazma’da bu ağaç dışında başka anıt ağaçlarda vardır.
Prof.Dr. Zeki Arıkan Ayazma hakkında şöyle yazıyor:
“Mezraa-ı Ayazmana ki Tahtacı derler. Tabi-i Uluborlu
Tımar-ı mezkur, ez vakf- mensuh, Yekun 5 neferan
Çift 2, Nim Çift 2, Bennak 2, Cem’an 1050(akçe)”
Ayazma günümüzde dinsel kullanımını yitirmiştir. Tek tük adak ve kurban kesimi dışında dinsel bir eyleme rastlanmıyor. Ancak çevreden gelenlerce mesire yeri olarak kullanılmaktadırç Burada yaşayan halk da burayı terk etmiştir. Ev yıkıntıları kalmıştır. Zekeriya Baba Türbesi de bakımsızdır. Ayazma “Üzgün ve Yalnızdır.”
- MANDAS KIRI
Mandas Kırı, Tymandos’un lokalize edildiği yerdir. Strrett MANDAS adından hareketle Tymandos’un burada olabileceği düşünülmüş ve yaptığı araştırmalarda yazıtı bulmuştur.
Mandas Kırı, Yassıören’in 2 km. güney batısında dağın eteğinde yer alır. Doğusunda Sığırcık Tepesi ve Değirmendere, batısında Yarıkkaya bulunur. Günümüzde antik kentin örenyeri iki dereden gelen kum ve çakılların altında kalmıştır. Önceden de yağmalanmıştır. Şu anda Sığırcık Tepesi’ndeki Bizans Kalesi kalıntıları ile bir şey bulmak olanaksızdır. Hem Senirkent Belediyesi hem de Yassıören Belendiyesi bölgeden kum-çakıl almaktadır.
Değirmenderesi’nde eskiden 11-13 değirmen vardı. Bu değirmenler tüm Papa vadisindeki kasaba ve köylere hizmet veriyordu. 1960’lı yıllarda yöreye elektrikli değirmenler kurulduktan sonra bu değirmenler yavaş yavaş kapandılar. Şimdi kalıntıları ve yerleri geçmişteki görkemli günlerini özlüyorlar. Bu değirmenler güneyden kuzeye şöyle sıralanıyorlardı :
Başdeğirmen(Telef’lerden Senirkent belediyesine geçmiş), Bardak Değirmeni (Bardakların) Gazep Değirmeni(Gazepler’in) Karamıklı Değirmen (Başyiğitler’in) Kuz Değirmen (Uluborluların) Ağzıaçık Değirmen (Bardakların) Uzunokulu Değirmen (Vakıfların) Söğütlü Değirmen (Hacı Hüseyinlerin) Şavklı Değirmen (Hidayet Yararların) Erikli Değirmen (Hacı Hüseyinlerin) Yeregiren Değirmeni (Tolaların).
Bu değirmenlerde Yassıören Halkından Dönmelerin Etem (Arabacı), Dikkok (Hasan Dinler), Yanıkboyun (Ramazan Demir), Bötçen’in Ali (Demir) , Değirmenci Sarı (Süleyman Demir) adlı kişiler değirmencilik yapmışlardır.
Değirmenderesi suyu günümüzde Senirkent ve Yassıören’in içme suyunu kaşılamaktadır.
Yassıören’in tarihinin tam olarak ortaya çıkabilmesi için, yukarıda da belirtilen yerlerle birlikte, Asarcık, Büyük Akseki ve Küçük Akseki, Sığırcık Tepesi, Darsokak, Tekkeönü, Hamamönü, Topraklık, Kırçeşme, Uluyol çevresi….. gibi yerlerin incelenmesi gerekir.
Bir Tarih Hazinesi ve Tabiat Harikası
YASSIÖREN AYAZMANA’sı
Halil İbrahim Oturak
Sosyal Bilgiler Öğretmeni
Ayazmana Isparta ilinin, Senirkent ilçesine bağlı Yassıören Kasabasında Gölcük Dağı yamacına yaslanan, asırlık çınar ağacı, Zekeriya Baba Türbesi ve yanındaki Pinar Ağacı ile, suyu soğuk pınarı ve çevresindeki bahçeleri kaplayan yerin adıdır.
Ayazmana’ya üç ayrı yoldan gidilir:
- Kasaba içersinden, Köseler Mahallesinden giden yol, taksi, minibüs için uygundur. çınara kadar çıkar.
- Dolartaşmaz’dan giden yol ikiye ayrılır. Sağ taraftan gidileni çaya kadar iyidir. Ancak sonra daralır. Araçla asırlık karadut ağacının yanına kadar gidilir. <çınara kadar olan sonraki 100m’lik kısım yürüyerek çıkılır.
- Dolartaşmaz’dan giden yolun soldan gidilen tarafı Yavukçu yoludur. Engebeli ve ham yoldur. Dağ yamacından devam eder. Çınar ağacının yanına kadar uzanır.
Karadut: Dolartaşmaz’dan sağdan gidilen yol üzerinde Tekke’ye yaklaşınca karadut ağacı vardır. Bu ağaç oldukça yaşıdır. Yaşının 150’yi geçtiği tahmin edilmektedir. Çok ilginç bir yapısı vardır. Meyvesi mayhoş ve güzeldir. Temmuz-Ağustos aylarında olgunlaşır. Tatlı ekşimsi bir tadı vardır. Yolarken ellere bulaşır. Meyvesinden şurup ve şerbet yapılır. İyice olgunlaşmadan toplanıp kurutularak yemeklere ekşi tat verici olarak kullanılır. Karadut hayrat olup herkes yiyebilir ve toplayabilir.
Karadutun çevresinde boşluk 150-200 m2. civarındadır ve çimenliktir. Burası otopark olarak kullanılmaktadır.
Çınar Ağacı: Bu ağacın yaşı tam olarak bilinmemekle beraber 300 yıllıktan daha büyük olduğu tahmin edilmektedir.
Çınar ağacının gövdesi geniş, dalları uzundur. Altında piknik yapmak için gelenler otururlar, yemek yerler. Aynı anda 10-12 aile sofra kurabilir. Piknik için gelenler çınarın dallarına salıncak kurarak sallanırlar. Çınar altına ve çevresine pinik yapmak için, Senirkent, Büyükkabaca, Uluğbey, ve Uluborlu başta olmak üzere civar köy ve kasabalardan bir çok aile Nisan ayından başlayarak Ekim sonuna kadar gelirler.
Çınar ağacının yanındaki inden çıkan kaynak suyunun ile Ayazmana mevkisindeki bahçeler sulanır. Ayrıca kasaba içindeki Eyne Camii’nin yanındaki Yiğido çeşmesinin ve kasaba mezarlığının yanındaki Kırçeşme’nin suyu da buradan gelir. Bu suyun şifalı olduğu ve sarılık hastalığına iyi geldiği söylenir.
Bahçelerin sulanması içinse bir murav (sulama görevlisi) tutulur. Sui murav tarafından takip edilerek bütün bahçe sahiplerinini bahçelerini sıra ile sulaması sağlanır. Bunun karşılığında bir ücret ödenir. Ancak son birkaç yıldır murav tutulmamakta, herkes suyu kendisi takip ederek bahçesini sulamaktadır.
Bahçelerd bir çok sebze ve meyve yetişmektedir. Yetişen sebze ve meyvelerin başlıcaları şunlardır.
Sebzeler: Domates, biber, patlıcan, fasulye, bamya, börülce, soğan, turp, pırasa,marul, tere, ıspanak, nane vb.
Meyveler: Yaz elması, elma, armut, ayva , erik, dut, vişne, kiraz, kayısı, zerdali, ceviz, badem, ergen vb.
Ürünler genellikle Salı ve Cuma günleri toplanır ve Cumartesi günü Senirkent pazarında satılır.
Buradaki bahçe sahiplerinin, önceleri bahçeleri üzerinde evleri vardı. Yazın bu evlerde kalırlar, bahçelerini işlerlerdi. Kışın ise umumi bir bekçi tutar evlerini ve bahçelerini koruturlardı.
Bu araziler üzerinde bir zamanlar gül tarımı da yapılırdı. Kükü Mehmet gül mevsiminde imbikleri ile gül yağı çıkarırdı. Kekik toplayıp kekik yağı elde ederdi. Şimdi ise gül tarımı tamamen bitti.
Benim tespit edebildiğim Senirkentli Ayazmanalılar, Andıklar Kükü Mehmet’i, Çakal Hasan, Sünnetçiler, Sarı Ahmet, Kasım, Kemane, Dıracı lakapları ile anılmaktadır.
Zekeriya Baba Türbesi: Çınardan biraz aşağıdadır. Türbenin yanında ulu bir Pinar Ağacı vardır. Pinar ağacının Yanık Katran’ın, Gelincik Dağı’ndan atılan yanık odun parçalarından buraya geldiği rivayet edilmektedir.
Burada başka mezarlar da vardır. Bunların Ayazmana’da yaşayan kişilere ait olduğu sanılmaktadır. Tekke’ye ait ev mevcut idi. Zamanla yıkılıp harabe oldu.
Yukarıda bahsettiğim Ayazmana’daki evlerden son zamanlarda kalanları tekke çevresinde idi. Ancak şu anda bu evlerin hepsi yıkıldı, harabe oldu. Sadece kalıntıları mevcut.
Hayırseverler tarafından tekkenin zaman zaman imarı ve bakımı yapılır. Tekke içinde bulunan kumbaraya ziyaretçiler para atarlar. Bu paralar binanın bakımında kullanılır.
Türbeye adak adayanlar, kurbanlarını burada keserler ve davetlilere çınarın altında ikram ederler. Bunun için kasabada ev ev dolaşarak misafir davet ederler. Adak ve kurbanlar genellikle üzüm ve meyve zamanları yapılır.
Yemekler çorba, banak, fasulya (yaz mevsiminde bamya), pilav ve Meyhane helvasıdır. Yer sofrasına oturulur. Bu sofraya 8-10 kişi oturur. Ortaya sahan içinde yemek gelir. Yemekler yenildikten sonra dua edilir.
Piknik için gelenler, çaydanlıklarını da getirir, çay demlerler. Odun ocakları yakılır. Közde şiş kebabı yapılır. Taze mısır közlenir. Soğuk su içinde üzüm konur. Son yıllarda üzüm ile birlikte karpuzda konulur. Bunlar soğuk suda uzun süre bekletilirse soğuktan çatlarlar. Saç böreği, katmer, nokul yapanlarda bulunur.
Değerli gönül dostları; buraya kadar sizlere Ayazmana’nın özelliklerini Ayazmanayı Ayazmana yapan değerleri anlatmaya çalıştım.
Ancak tarih hazinesi ve tabiat harikası olan bu yere, maalesef hak ettiği değer verilmemektedir. Bu güzel yerin hak ettiği değere ulaşabilmesi için etkili ve yetkili insanları Atatürk’ümüzün bir sözü ile göreve çağırıyorum. Ecdât yadigarı bu “vatan toprakları kutsaldır, kaderine terk edilemez.”