MENÜ
- Yönetim Kurulu
- Dernek Kurucusu
- Üyeler
- Vefat Eden Üyeler
- Şehitlerimiz
- Belediye Başkanı
- Muhtarlar
- Okul Müdürleri
- Öğretmenlerimiz
- İlk Okul Mezunları
- Orta Okul Mezunları
- Efsaneler
- Şiirler--Yazılar
DUYURULAR

YASSIÖRENDE SÖYLENEN EFSANELER:
- KUŞAKDEDE EFSANESİ:
Bir zamanlar birkaç yolcu Yassıören’den ulu yoldan geçerlerken grip hastalığına tutulurlar ve şimdiki Darsokak denilen yere gelirler. Arap Mollalar’a ait Bekteşlerin Neslihan’ın bahçenin altındaki taş duvarın yakınında bulunan taşın yanında beklemekte olan bir adam görürler. Taşın kuzey tarafına gelmiş ve taşı yüzükoyun yana çevirmiş oradan bir toprak alıp onlara vermiş:
- Bu toprağı siz bir sahın veya bir taş içerisine koyup üzerine su dökün ve toprak eridikten su bulanır ertesi gün toprak dibe oturup su beyazlaşır. O sudan besmele ile birer yudum için, demiş
Onlar da aynen öyle yapmışlar. Öksürük ve grip hastalıklarından o evliyanın yüzü hürmetine iyi olmuşlar. Daha sonra bu meseleyi herkese duyurmuşlar. Bundan dolayı buradaki taşa “Kuşakdede Taşı” dedikleri rivayet olunur.
DOLARTAŞMAZ EFSANESİ:
Kasabamız merkezi ile Ayazmana Delipınar Yolu ayrımındaki benzinliğe giden yol ayırımında bulunan yerde eskiden kireç yapımında kullanılan taşların yakıldığı yerde olan Kireç Ocağı denilen yerin batı kısmında Mevlüt Parlak ile Arap Molla İbrahim Yalçın’ın bağlarının duvarı yanında bir yerde Hamam taşı büyüklüğünde bulunmakta imiş. Ayazmana veya Bahçecik (Asarcıktan) gelip, Kırçeşme denilen yere su gidermiş. Bu iki yer arasında bulunan “Dolartaşmaz” daki küçük taştan gelen geçen yolcular su kullanırlarmış. Buradan alınan sudan dolayı eksilme olmaz aksine küvet tipindeki taşla su aynı seviyede kalırmış. Dolmasına rağmen çukur taştaki su taşmazmış. İşte o günden bu güne bölgeye “Dolartaşmaz” denildiği rivayet edilmektedir.
AYAZMANA EFSANESİ:
Önceleri bir anne ile kızı varmış. Evleri de tek odaymış. Bunların bir sürü koyun ve kuzuları varmış… gelelim suları yokmuş. Koyun ve kuzuları sulamaya çok uzaklara giderlermiş… Kız çocuğu koyun ve kuzuları sulamak için uzaklara gidip gelmekten bıkmış… Oturmuş Allah’a yalvarmış:Allah’ım ne olaydı, şuracıkta su olaydı… Su çıkarda istersen evimin ortasından çıkar, demiş. Bunun üzerine odanın ortasından çıkan –şimdiki Ayazma ininden çıkan- su meydana gelmiş… Bir kış günü kuru darı kışlık bir şeyler pişireceklermiş…. Yakacakları kalmamış… Anne yakacak aramaya dışarı çıkacakmış ama soğuktan, fazla uzaklaşamadan geri dönüyormuş. Her defasında da kız anasına sormuş:Ayaz mı ana ?...(Soğuk mu anne?) derken oranın adı “Ayazmana” kalmış. Şimdi halen yeşil Yassıörenimizde mesirelik olarak kullanılır. Gölcük Dağı eteğinde Zekeriya Sultan Türbesi yakınında bulunur. 1945 yılında içinden su çıkan oda tamir görmüştür.
GELİNCİK ANA EFSANESİ:
Bu çevrede yaşayan taze bir gelinin gelinlik zamanının ilk günlerinde adı lekelenince izini kaybettirmek için ortadan kaybolmuş ve dağlara çıkmış. Döne dolaşa gelincik dağına çıkmış. Orada dolaşırken bir bakmış ki orada ateş yanıyor. Mevsim kış olduğu için , bunda bir iş olduğunu anlamış… Fakat günlerdir ateş yüzü görmediği için mezar kazınış o sırada kerametlendiğini anlamış ne yapmışsa hem eline esi (daha önce ateşte kalmış ucu yanık odun) alarak atmış atarken de:Buraya bana gelemeyen, ziyaret edemeyen, kurban kesemeyen, ateşin düştüğü yerde bunları yapsın demiş. Esileri üç ayrı yere atmış. Bunlardan biri Yassıören altındaki Yanık Katran ağacı,(Dedekatran) aşağı bağlar denilen yerde mühendis lakaplı Mustafa ERDOĞAN’ın tarlasında olup sonradan kesilmiştir (kesen kişi 2-3 ay geçmeden ölmüştür). II. si yine Yassıören’de Ayazmana’daki Zekeriya Sultan Türbesi yanındaki Piynar ağacı olduğu söylenir. III. sü Ortayazı Akdere içindeki çeşmenin başında bulunan kavak ağacıdır.
Gelin esileri attıktan sonra dizleri ile elleri üzerine düşmüş, sonra yok olmuş. Kazdığı mezar yatır haline gelmiş Sonradan dizleri ile ellerinin konduğu yerde otlar bitmiştir. Mezarın üzerinde ise “Muş” adı verilen fesleğene benzeyen kokulu ot ve çiçekler bitmiştir.