MENÜ
- Yönetim Kurulu
- Dernek Kurucusu
- Üyeler
- Vefat Eden Üyeler
- Şehitlerimiz
- Belediye Başkanı
- Muhtarlar
- Okul Müdürleri
- Öğretmenlerimiz
- İlk Okul Mezunları
- Orta Okul Mezunları
- Efsaneler
- Şiirler--Yazılar
DUYURULAR
YASSIÖRENDE DİNSEL YAPILAR
Yassıörendeki dinsel yapıları üç dönemde incelemek gerekir.
1-) Çok tanrılı dönem
2-) Hıristiyanlık dönemi
3-) İslami dönem
ÇOK TANRILI DÖNEM
Yassıören’de yaşayan yerli Anadolu halkları kendi yarattıkları kültüre bağlı olarak daha çok doğa tanrılarına taparlardı. Bunların başlıcaları, Baba Tanrı (Gök), Ana Tanrı (Onun eşi), Yer, Güneş, Ay (Men) idi. Putperestlik döneminde bunlar, çeşitli kabartma ve heykellerle ifade edilmiştir.
Yassıören’de bu döneme ait tek bir yazıt ele geçmiştir. O da Ayazmana’daki su kaynağı başındaki yazıttır.
“Herculi Restitutori C.Julius Hibrio”
“İhya edici Herkül’e C.Julius Hilario”
Bu yazıt putperestlik döneminde Yassıören’de Herkül’e ibadet edildiğini gösterir. Ruge bu görüşe katılmıyor. Bu yazıt şimdi Isparta Müzesi’ndedir.
Şimdiki belediyeye yakın olan okul binasının dış duvarında, bir elinde buğday başağı tutan ve bir eliyle de TAHRA ve Üzüm kesen bir Tanrı kabartması vardı. Şimdi Yok Oldu!
Hıristiyanlık Dönemi
Hıristiyanlık Sen Pol ile birlikte Yassıören’de yayılmaya başladı. Hıristiyanlık döneminden günümüze ulaşan iki kalıntı vardır. Biri Darsokak’tan Topraklığa doğru inerken görülen bir kilise duvarı, diğer ÇANLAR Mahallesine adını veren, Büyük Çanlı Kilise’dir. Bugünkü ÇANLAR Cami’sinin civarında eski bir kilise yıkığı olduğunu yaşlılar söylerdi. Simdi burada ÇANLAR adından başka bir iz yoktur.
Müslümanlık Dönemi
Türkler Anadolu’ya geldiklerinde uç boylarına hemen “Kolonizatör Türk Dervişlerine” yerleştirdiler. Her kolonizatör derviş bulunduğu yerde bir tekke veya zaviye kurdu. Bu tekke ve zaviyeler gelene-geçene yemek ve hizmet veriyor, bir yandan da o yörenin Türkleşmesini ve İslâmiyete geçmesi için çalışmalar yapıyordu. O dönemden günümüze ulaşan başlıca yapıtlar şunlardır :
Baba Kırkın Türbesi
Yassıören’in kuzeyinde Tekkeönü denilen yerde bulunan bir türbe, ünlü Bektaşi Babası Hüseyin Kargıni’ye aittir. İskender Paşa Camisi’nin bitişiğindedir. Türbenin içinde Baba Kargın ile yakınları yatmaktadır.
Baba Karkın’ın 1280-1362 yılları arasında yaşadığı sanılmaktadır..
Uzuner olarak bilinen Ali Baba’nın Orhan Bey’e yazdığı Kasidelerde Hacı Bektaş, Koyungözlü Ali ve Hüsiyen Kargını’nin manevi evlatları olduğunu, onları yetiştirip irşat ettiğini belirtmektedir.
Hacı Bektaş Veli’nin yaşadığı dönem olarak iki tarih verilmektedir. Birincisi 1209-1271, ikincisi 1245-1337’dir. Bu durumda Baba Karkın, Hacı Bektaş Veli ile çağdaştır. Aynı manevi ocaktan yetişmişlerdir.
1950’li yıllarda Uluğbey’den gelen ustalar Baba Karkın’ın Türbesini onarmışlar ve bu günkü durumuna getirmişlerdir.
Zekeriya Dede Türbesi
Ayazmana’da bulunan Zekeriya Dede Türbesi’nde iki yatır vardır. Bunlardan birisi ZEKERİYA DEDE diğeri akrabası ve kendinden sonra ocağı sürdüren Veyis Dede’dir. Ayazmana Osmanlı döneminde 6 haneli ve 30-40 nüfuslu bir mezra idi. Tahtacı denilen insanlar yaşıyorlardı. Türbenin çevresinde birçok mezar vardır. Fakat en önemlisi bir anıt ağaçtır. Bu anıt ağaç, halkın çalı, piynar dediği bir “Pırnal Meşesidir”.
Necati Olgun Zekeriya Dede’nin 12-13.yy.da yaşadığını belirtiyor ve şöyle diyor:
“Zekeriya Dede Sultan: Ayazmana’daki su pınarına yakın yeni bir yerleşim birimi kurdu. Bu yerleşim yerinin adı Ayazmana olarak adlandırıldı.
Bu yeni yerleşim biriminde “Tekke” organize etti. Ayazmanaya gelen bütün insanlara, yolculara ; dil, din, ırk, renk ayrımı yapmadan hizmetlerde bulundu.
Kendisinin veya evlatlarından birisinin: “Zekeriya Dede Sultan Vakfı’nı kurduğu ve Ayazmana’daki akrabası Veysi Dede’nin evlatlarıyla beraber çalışarak Ayazmana’da altı yüz yıl insanlara hizmeti görev bilerek yürüttükleri bilinmektedir.
Bu türbesi içerisinde Zekeriya Dede Sultan ve Veysi Dede’nin kabirleri bulunmaktadır. Zekeriya Dede Sultan’ın Ayazmanadaki Tekkesi ve Tekke görevlileri Osmanlı padişahları tarafından yetki verilerek tanınmıştır.
Gani Baba
Gani Baba’nın günümüze ulaşmış kalıntısı yoktur. Ancak Irmakbaşı yolundan Köseler Mezarlığına giden bir sokakta adı yaşamaktadır. Bu sokağın ulaştığı Köseler Mezarlığının girişinde çok yaşlı karadut ağaçları ve işlenmiş taşlardan yapılmış bir yapının yıkıntıları görülmektedir. Büyük olasılıkla Gani Baba’nın Tekkesi buradaydı.
Şahinler Tekkesi
Yukarı Mahallede bugünkü kahvenin yerinde eskiden ŞAHİNLER TEKKESİ denilen bir yapı varmış. Oralar yıkılıp, yeni binalar yapılınca o da kaybolmuş. Yassıören’de bunlardan başka, Bedevi Dede ,Araplar Tekkesi gibi tekke ve zaviyelerde varmış. Zamanla yıkılıp kaybolmuşlar.
GÜNÜMÜZDE
Şu anda Yassıören’de üç cami vardır. Yukarı Mahalle’de EYNE Camisi, Çanlar Mahallesinde ÇANLAR Camisi, Aşağı Mahallede de İSKENDER PAŞA Camisi. Bu adın nereden geldiği, hangi İskender Paşa olduğu, caminin ne zaman yapıldığı konusunda elimizde yeterli bilgi yoktur.